Damarlarından Akan Dünya
Bir üç beş adım. Öylesine girdiğim bir alandı, zaman, antika addedilen eşyaların üzerinden çözünüp havaya karışıyor, insanları sarhoş ediyordu. Ben sarhoş değildim, ancak adımlarım rastgeleydi. Bir anarşiyi arzuluyor ve temsil ediyordum. Birbirine girmiş kartpostallar, zevksiz taşlarla bezenmiş takılar, eski plaklar, eskitilmiş heykelcikler, paslanmış silahlar ve çok fazla gerçekliğe maruz kalmaktan kör olmuş fotoğraf makineleri arasında […]
Oku